İnsan kendini, ötekine ihtiyaç duymanın belirsiz ve dengesiz matrisine sokmamak için türlü türlü oyunlar oynarken bulur.

Belki de bu, ihtiyacının henüz ifade bile edilmeden, iki bilinçdışının karşılıklı akışkanlığında giderildiği bir düşün kaybını yaşamamaya çalışma oyunudur.

Bu oyunun katılımcılarından birinin kendi boyundan büyük, kendinden büyük, kocaman, tümgüçlü bir kişi olması da ne kadar manidar.

İnsan yavrusunun aslında kendisi için nesnesinin yapacağı işleri kendi başına yapmak zorunda hissetmesi, bulunduğu ihtiyaçlı konumu reddedip tümgüçlü hale gelmeye çalışması ne kadar anlamlı.

Böyle boyundan büyük işlere kalkışmak da erkenden yorulmak, yaşlanmak, olgunlaşmak gibi deneyimlerle yaşanabilir.

Reklam