‘bir böceğe dönüşsem yine de beni sever miydin?’

Küçük Büyük’e dedi ki, ‘Ama bir böceğe dönüşürsem beni yine de sever ve
bana sarılır mıydın?
“Elbette” dedi Büyük, “böcek ya da değil, ne olursa olsun seni her zaman seveceğim”.
“Ne olursa olsun?” dedi Küçük.”Ya bir timsah olsaydım?”

Büyük, ‘Sana sımsıkı sarılır, her gece yatağına yatırırdım’ dedi.
(Gliori, 1999, s. 10)

.Beden imgesi sürekli dalgalanır ve ilk özdeşimlerin yeniyi inşa ettiği bir süreçte şekillenir. Schilder (1950) Sabit bir duruşu yoktur.

Bir yandan beden de zaten sürekli değişir. Yaralanır, büyür, genişler, kızarir, morarir, çizilir, küçülür, sarkar, bollaşır, sıkılaşır…

Yenidoğan, birincil nesnesinin bakışı ile varlığa çıkar. Onun gözünün içindeki parıltılara, duygusal renklere aşırı duyarlıdır.

Annesel nesnenin, bebeğe bakarken boş mu baktığı, nefretle mi baktığı, kendini görmek için mi baktığı yoksa şefkat ve sevgi dolu mu baktığı ile bebeğin kendisini, bedenini algılayışı şekillenir.
……..
Kişi, kendi bedenine ‘nefretle, küçümseme ile, hoşnutsuzluk ile’ baktığında çoğunlukla ‘sevilebilir olmadigina ait bir duygusu vardır.

Bu kişiyi kendisiyle ilgili derin bir çıkmaza sokar. Görünebilir olmak, ötekinin gözündeki imgenin kontrol edilebilir olmaması ciddi bir endişe yaratır.

……
İşte her şey, tüm yaşam ötekinin gözündeki kendi imgesini kontrol etmek, onun belirsizligini ortadan kaldırmaya yönelir.

‘Çirkin’ olduğu düşünülen bir bölge, gizlenebilir veya değiştirilebilir. Gizlemek için bazen evden çıkmamak, makyaja ‘bağımlı olmak, onsuz çıkamamak’; değiştirmek de bu endişenin eşlik ettiği estetik kozmetik ameliyatlara başvurmak olarak açımlanabilir
Böylelikle ötekinin gözündeki kendi beden imgesi garanti altına alınmaya çalışılır.

Bu eylemlerin doğrudan patoloji ile bir ilgisi yoksa da, kişilerin böyle bir endişeyle başa çıkabilmek için başvurduğu eylemler de olabilmektedir.

.

%d blogcu bunu beğendi: